Şu sıralar tüm dünyada olduğu gibi Türkiye'de de bir Facebook çılgınlığı almış başını gidiyor. Biz reklamcılar ve pazarlamacılar için ise yeni bir internet reklamı fırsatı da bu şekilde doğmuş oluyor. Facebook'ta reklam vermek istiyorsanız bizim danışmanlığımızda maksimum performans yakalayabilirsiniz. Facebook reklamları için hemen bizi arayabilir ve Facebook hakkında aşağıdaki bilgileri okuyabilirsiniz.
Facebook Devrimi
Facebook’un kurucusu olan Mark Zuckerberg, 23 yaşında bir genç. Ve Harvard’daki yurdunun odasında Facebook’u oluşturduktan sonra, kendi büyümesinin yanında şirketinin şan ve şöhreti için de çalışmak zorunda. Facebook geçen yıl oldukça büyük gelişmeler kat etti; kullanıcı ve çalışan sayısını oldukça yükseltti. 2006 yılındaki Yahoo’nun girişimlerinden sonra, şimdi de Google ve Microsoft Facebook’un bir kısmını ya da hepsini satın almak istiyor. Silikon Vadisi partilerinde ve barlarında şu soru soruluyor: “Sizce Zuckerberg, Steve Jobs’a mı yoksa Bill Gates’e mi daha çok benziyor?”
Facebook şu an dünyadaki en çekici sosyal ağ platformu. Ve iki zeki şirketin (Google ve Microsoft) yanı sıra, Silikon Vadisinin büyük bir kısmı, Facebook’un ya da onun teknolojisinin Internet’i beş yıla kadar oldukça fazla değiştireceğini düşünüyorlar. Bu 5, 10 ya da 15 milyar dolara değer mi bilemeyiz ama oldukça yüksek bir bedeli gözden çıkarmaya kesinlikle değer.
MySpace’ın 100 milyondan fazla kullanıcısı varken, Facebook’un ise 40 milyon kullanıcısı var. Fakat bunlar genelde parti resimlerini paylaşan gençler, değil mi? İyi tarafı; bu iki web sitesi de, chat odalarının teknolojik olarak gelişmiş hali. Kötü tarafı ise, scammerlar ve cinsi sapıklar için mesken olması.
Facebook’un sadece gençlere yönelik bir site izlenimi verdiği fikri yavaş yavaş kayboluyor. Facebook’da en hızlı gelişen gruplardan biri %11 ile 35 yaş üstü kesim. Buradan Zuckerberg’in dünya üzerindeki herkesin bir Facebook sayfasına sahip olabileceğini düşündüğünü anlayabiliriz. Zuckerberg Facebook’un, insanların beğendiklerinin, beğenmediklerinin ya da daha farklı seçeneklerinin yer aldığı en büyük veri tabanı olmasını istiyor.
Eğer bir Facebook sayfasının ne olduğunu bilmiyorsanız anlatalım: İletişim bilgileriniz, resminiz, e-mail kutunuz, beğendiklerinizin ve beğenmediklerinizin bir özeti, onayladığınız ve sizi onaylayan arkadaşlarınız. Facebook’da sahte kimlik yaratmak oldukça kolay ya da sahte bir kimlik kartı. Fakat bu çabalarınız arkadaşsız kalmanıza ya da yalancılıkla suçlanmanıza sebep olabilir. Şimdilik MySpace ve Facebook arasındaki en büyük fark bu.
MySpace’de yaptığınız gibi, Facebook sayfanızın görünümünü değiştirme imkanınız yok; ama çok daha iyisini yapabiliyorsunuz. Kocaman bir program listesinden programlar seçip sayfanıza ekleyebiliyorsunuz. Aynı PC’nizde Microsoft Word ya da Excel yürüttüğünüz gibi. Seçebileceğiniz 5000’den fazla program var. Bunlardan en çok beğenilen iLike ve Movies, arkadaşlarınızın hangi müzikleri, konserleri ya da filmleri sevdiğini görmenizi sağlıyor. Causes ise, en çok ilgilendiğiniz olaylar ve bağış istemek için kullanılabiliyor.
Zuckerberg bunları açıklayana kadar, insanlar Facebook’un çok karmaşık olduğunu düşündüler. Şu açıklamaya bir göz atalım: “İnsanlar 2 şekilde haberleşiyorlar. Genel medya yolları ile ya da arkadaşları, komşuları ve meslektaşları ile oluşturdukları ağlarla organizasyonlardan haberdar oluyorlar. İlk seçenek zaten dijitalleştirilmişti. Zuckerberg’in yapmaya çalıştığı ise, ikinci seçeneği dijitalleştirmek.”
Bunun ne demek olduğunu düşünün. Arkadaşlar, komşular ve meslektaşlar arası iletişim -kısacası ağızdan ağza iletişim- hala aynı. Bir kokteyle gidersiniz ve orada bir arkadaşınız size müthiş bir doktor bulduğundan bahseder. Sonra birkaç arkadaşınıza da bu bilgiyi doğrulaması için başvurursunuz. Daha sonra iki şey olur; ya doktor gitgide üne kavuşur ya da doktoru değiştirirsiniz. Bu bilginin tüm arkadaşlarınız arasında yayıldığını bir düşünün; test edilmiş, onaylanmış ve size geri dönmüş olarak. İşte Facebook mantığı da bu.
Zuckerberg’in asıl amacı insanların aktivitelerini yakınlarıyla paylaşabilmelerini sağlamak. Zuckerberg her zaman şunu söylüyor: “Biz sizin yeni arkadaşlar bulmanızı sağlamaya çalışmıyoruz. Sadece sahip olduğunuz ilişkilerinizi, burada dijital olarak devam ettirmenizi sağlamaya çalışıyoruz.”
Birinin aile, arkadaşlar, komşular ve iş arkadaşlarına yaydığı bilgilerin internet üzerinden olması sonsuz ve oldukça güçlü bir şeydir. Facebook hesabı olan kişiler: arkadaşlarının okudukları dergileri, gazeteleri ya da kitapları bilebiliyor; ziyaret ettikleri web sitelerini, hangi müziği dinlediklerini ya da hangi televizyon programlarını ve sinemaları izlediklerini takip edebiliyor.
Ayrıca eğer evinize hırsız girerse ve bunu Facebook sayfanızda bildirirseniz, bunu tüm komşularınız hatta polis bile bilebilir. Facebook’u kullanan blog’cular da var. Bunlar da okuyucularına Facebook aracılığı ile yeniliklerinden bahsediyorlar. Bunu küçük makaleler, resimler ya da videolar ekleyerek yapıyorlar. Şu anda insanların konuştukları ise, Facebook’un ilerde kişilerin evrensel kimlikleri haline gelip gelemeyeceği. Örneğin hastaneler sağlık sigortalarımıza ya da bankalar kredi ile ilgili konulara buradan ulaşabilecekler mi?
Zuckerberg ve onun için çalışan 200 Facebook’çu, bu bilgilerden para sağlamanın yolları üzerine düşünüyor. Onların kafalarında olan şeyi anlamak zor değil. Hangi şirket ya da politikacı, Facebook’un tüketici beğenilerini saklayan veri tabanına göz atmak istemez ki?
Google ve Microsoft gibi şirketler hatta tüm diğer şirketler için neyin daha korkutucu olduğuna karar vermek zor: Diğer bir şirketin bu sosyal grafiği yönetmesi mi yoksa şirketler yerine kullanıcıların yönetmesi mi? Eğer kullanıcılar, Facebook sayfalarından dolayı merkez haline gelirlerse; o zaman Microsoft’un tekel çabaları konusunda ya da Google’ın online reklamları konusunda endişelenmemize gerek kalmayacak.